Federal Meclis’te kürtaj oturumu

Semra Çelik

18 Ekim’de Federal Meclis’te kürtajla ilgili bilgilendirme yapmanın yasaklandığı yasanın 219a Maddesi görüşüldü.  Sol Parti, Yeşiller ve FDP tarafından sunulan, maddenin tümden kaldırılması veya düzeltilmesi içerikli yasa tasarıları kapsamında yapılan oturum, AfD’nin korku dolu senaryolarına sahne oldu.
Meclis’te bu kapsamda son oturum 1993 yılında yapıldı. O zaman da muhafazakar kesimler kürtajın yasaklanmasını isterken, kadın hareketi ve ilerici kesimler kürtajın tamamen serbest bırakılmasından yanaydılar. Sonunda belli süre içinde (12 hafta) kürtajın danışma hizmeti alınmasına bağlı olarak serbest bırakılması kararlaştırıldı. Ancak Avrupa çapında yükselen sağ parti ve akımlar, Almanya’da da kürtajın tekrar tartışılır hale gelmesine yol açtı.

Egoist annelere karşı
Geçen hafta yapılan oturumda AfD’lilerin söylemleri, annenin sağlığını tehlikeye atmak pahasına, annenin kararına rağmen ‚doğmamış canın‘ kurtarılması ağırlıklıydı. Kürtaj yasaklanmasa bile en azından zorlaştırılmalı, kadınların kolayca kürtaj yapan doktorlara erişmesi, hamileliğin yol açabileceği sağlık sorunlarını ve kürtajın nasıl yapıldığını öğrenmesi engellenmeliydi.
Bu konuda yasanın 219a Maddesi’nin önemli olduğunu belirten AfD milletvekilleri, kadınlara en kolay yara alabilen yerlerinden, vücutlarından saldırmayı esas aldılar.

Korkulu senaryolar
„Düşünün bir genç kadın hamile ve mide bulantısının ne zaman geçeceğini öğrenmek için internette dolaşıyor. Tesadüf bu ya, kürtajla ilgili bilgi verilen bir sayfa önüne çıkıveriyor. Kürtajın hiç de zor olmadığını, biyolojik ve ruhsal etkilerinin kısa sürede kaybolduğunu öğreniyor. Mide bulantısıyla yaşamak yerine çocuğu aldırmaya karar veriyor. Doktorun telefon numarası da orada olduğuna göre, anında telefon edip hamileliğini sonlandırma sürecine giriyor.“
Korkulu bir senaryo gibi gelse de AfD veya aşırı sağ gruplar açısından sürekli tekrar edilen ve halkı kürtajla ilgili tanıtım yapmanın kötülüğüne ikna eden bir şehir efsanesi. Böyle birşeyin çağımızda sökmeyeceğini, basit propagandayla kürtajla ilgili bilgilendirme yapmanın yasaklanamayacağını düşünenler yanılıyorlar. Jinekolog Kristina Haenel’in başına gelenler sadece sağcı çevrelerde değil, hukuk kurumlarında da aynı düşünüldüğünü gözler önüne koyuyor. Haenel, 2017 Aralık ayında internet sayfasında kürtajla ilgili ayrıntılı bilgi verdiği için 6 bin Euro para cezasına çarptırıldı. İtiraz etti, Eyalet Yüksek Mahkemesi de kadının aleyhine karar aldı. Şimdi Anayasa Mahkemesi’ne gidecek.

Kürtaj üzerine ahlaki tartışma
Kürtajla ilgili tartışmalar yeniden canlandı. Kadın vücudu, doğmuş ya da doğmamış yaşamla ilgili her türlü ahlaki yaklaşım bu tartışmanın unsurları. Kendini anne olacak durumda hissetmeyen, ilişkisinde mutlu olmadığı için çocuğunu tek başına yetiştireceği korkusunu taşıyan kadınlar egoistlikle suçlanıyor. Kadının kendi vücuduyla ilgili kararları kendisinin alması Papa Fransizkus’un ifadesiyle bir insanı öldürmek için ‚kiralık katil‘ tutmaya benzetiliyor.
Meclisteki oturumda da hangisi önemli sorusu ortaya atıldı: Doğmamış can mı, kadının kararları tek başına alacağı bir yaşam mı, önünde uzun yıllar olan bebek mi, egoistlik nedeniyle cana kıyan bir kadın mı önemliydi.

Genç, güzel, rolünü bilen kadın
Aşırı sağın kadınlara yönelik saldırısı sadece kürtajla sınırlı değil tabi ki. Kadının esas görevinin doğurmak, ailesinin refahı için ev işlerini üstlenmek olduğunu iddia ediyorlar. Kadının mecbur kalmadığı sürece çalışmasına karşılar. Yönetim organlarında kadınlara kota uygulanması onlara göre saçmalık.
Kadının görünüşüyle ilgili olarak bile modelleri var. Genç, güzel, mümkünse sarışın ve erkek işine karışmayan. Bu yaklaşım ilkin AfD veya yeni sağ hareketlerle başlamadı, ataerkil sistem, kadını en çabuk yara alabileceği yerinden vücudundan saldırıyor. Yüzyıllardır kadın ve erkek rollerini ayırarak, kadına, erkeğin gönlünü, gözünü hoş eden bir işlev yükleyerek çoğu kadını da bunun normalliğine inandırdı. Televizyonların yaşlı kadın habercileri, kamera önünden arkasına çekildi. İktidar sahibi erkekleri cinsel taciz ve istismarla suçlayan kadınlar çağdışı, çirkin, erkekleşmiş olarak damgalandı. Aşırı sağ grup ve partiler aile içi şiddet gören kadınları, eğer göçmen veya mülteci değillerse, dişlerini sıkmaya, bir kereden birşey olmayacağına, çocuk doğarsa her şeyin düzeleceğine ikna ediyorlar.
Bu politika meclisteki oturumda da AfD milletvekillerinin kürtajla ilgili ceza yasasının 219a Maddesi’nin kaldırılmasından yöne tavır alan diğer parti milletvekillerine verdikleri cevapta ortaya çıktı: Bir AfD milletvekili doğmamış canın egoist annelere karşı korunması gerektiğini söyleyerek kürtajın yasaklanmasını istedi. (YH)