Suudi Arabistan’a silah ambargosu

Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan rejimi tarafından S. Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğu’nda katledilmesinin netleşmesi üzerine Almanya Başbakanı Angela Merkel, Suudi Arabistan’a silah ambargosu mesajı verdi. AB Komiseri Günther Oettinger ise silah ambargosuna karşı çıktı.

İnsan hakları ihlalleri ve Yemen’e açtığı savaş nedeniyle sık sık eleştirilen Suudi Arabistan, Almanya’nın en önemli silah müşterileri arasında yer alıyor. Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesinden sonra Alman kamuoyundan gelen eleştiriler üzerine Almanya Başbakanı Angela Merkel silah ambargosu mesajı verdi. Kaşıkçı olayını “kabul edilemez” olduğunu belirten Merkel, bugünkü koşullarda Suudi Arabistan’a silah satışına onay vermenin mümkün olmadığını söyledi. Suudi Arabistan ziyaretini iptal eden Dışişleri Bakanı Heiko Maas da Merkel’e destek verdi.

Ekonomi Bakanı Peter Altmaier de şu an Suudi Arabistan’a silah ve savaş malzemesi ihraç edilmesini öngören yeni taleplerin onaylanmayacağını ve Avrupa Birliği bünyesinde ortak tavır alınması için çalıştıklarını açıkladı. Hükümet sözcüsü Steffen Seibert de Riyad yönetiminin, olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin açıklamasını yeterli görmediklerini ifade etti.

CDU üyesi AB Komiseri Günther Oettinger ise yaptığı açıklamada Suudi Arabistan’a hemen silah satışının durdurulmasına karşı olduğunu belirterek, buna gerekçe olarak da henüz aydınlatılması gereken noktaların olması gerektiğini ifade etti.

Yeşiller Partisi tarafından yöneltilen soru önergesine hükümet tarafından verilen yanıta göre, Almanya Suudi Arabistan’a 2018’in başından 30 Eylül tarihine kadar 416 milyon 400 bin Euro değerinde silah sattı. Böylece Suudi Arabistan, Cezayir’in ardından Almanya’dan en fazla silah alan ülke oldu. Almanya’nın sattığı silahlar arasında panzerler ve değişik hafif silahlar bulunuyor. 147 milyon Euro değerindeki silahın doğrudan savaş silahı olduğu saptandı.

Yeşiller ve Sol Parti, hükümete yaptıkları çağrıda Suudi Arabistan’a acil olarak silah ambargosu uygulanması çağrısında bulunmuştu. Daha önce Suudi Arabistan’ın dış politikasını “maceracı” diye tanımlayan eski Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ise Der Spiegel dergisine yaptığı açıklamada, “Kaşıkçı cinayeti beni haklı çıkardı” dedi. Gabriel, Avrupalı dışişleri bakanlarını Suudi Arabistan’a karşı Kanada Dışişleri Bakanı Chrystia Freeland gibi cesaretli olmaya davet etti. Freeland, sosyal medya üzerinden Suudi Arabistan rejiminden insan hakları savunucularını derhal serbest bırakmasını isterken, rejim buna sert tepki göstererek, büyükelçiyi geri çekmişti.

ALMAN TEKELLERİ KARARLI

Merkel ve diğer partiler tarafından Kaşıkçı suikastı nedeniyle silah ambargosu talep ederken, Alman tekelleri ise ilişkileri bozmamaya kararlı. 23 Ekim’de Riyad’da başlayan Yatırım Kongresi’nde (Kongress Future Investment Initiative – FII) bir çok tekel yöneticisi son anda katılmaktan vazgeçti. ABD Maliye Bakanı Steven Mnuchin, Fransa Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire Yatırım Kongresi’ne katılmamaya karar verdi. İngiltere Ticaret Bakanı Liam Fox ve Hollanda Maliye Bakanı Wopke Hoekstra da, “Şimdi Riyad’a girmek için doğru zaman değil” diyerek gezisini iptal etti.

ABD tekeli Uber’in Başkanı Dara Hosrovşahi, JP Morgan Şefi Jamie Dimon ve IMF Başkanı Christine Lagarde ziyaretlerini iptal etmişti. Ayrıca HSBC, Credit Suisse ve Mastercard da kongreye katılmayacağını açıkladı. Deutsche Bank Şefi Christian Sewing de gelen eleştiriler üzerine ziyaretini iptal etti.

Kongreye katılacaklar arasında yer alan Siemens tekeli Şefi Joe Kaeser, Deutsche Bank Şefi Christian Sewing ve merkezi Münih’te bulunan danışmanlık firması Roland Berger‘in yönetici Charles-Edouard Bouee de son anda ziyaretlerini iptal etmeye karar verdiler. Siemens Şefi Kaeser aynı zamanda Kongre Danışma Kurulu üyesi.

Suudi rejiminin 2030 planı kapsamında gerçekleştirilen kongrede ülkeye yapılması öngörülen yatırımların ele alınması planlanıyor. Dolayısıyla hangi tekelin ne kadar pazar ve para kazanacağı anlamına geliyor. Bu nedenle Alman tekelleri bu pazardan olmamak için Kaşıkçı cinayetiyle pek ilgilenmiyor. Almanya geçen yıl Suudi Arabistan’a 6,6 milyar Euro ihracat yapmıştı.

Gelen eleştiriler üzerine son anda Riyad’a gitmekten vazgeçen Siemens tekeli yöneticisi Kaeser, “Eğer insan haklarının ihlal edildiği ülkelerle iletişimi kesmemiz gerekiyorsa o zaman evde oturup kimseyle konuşmamamız gerekiyor” demişti. Bu da Siemens için insan hakları ihlallerine rağmen ticaretin devam edeceği anlamına geliyor. Basında yer alan haberlere göre Siemens tekeli geçen yıl Suudi Arabistan’da bir milyar Euro’dan fazla ciro yaptı.

Brüksel’deki AB Zirvesi’nde bir araya gelen üye ülkelerin liderleri de bir karar almayı gündemine almamıştı. Zirve sonrasında bir açıklama yapan AB Dönem Başkanı Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, “Suudi Arabistan’dan saydamlık ve her şeyi aydınlığa kavuşturmasını bekliyoruz” demekle yetindi.

Zirvede, gelişmelere bağlı olarak Suudi Arabistan’a yönelik yaptırımlar da hiç bir şekilde gündeme getirilmedi. Kurz bir soru üzerine sadece, “Gelişmelerden sonra yaptırımlar gündeme gelebilir” demekle yetinmişti. (YH)