Soykırımın başlangıcı: ‚Kristallnacht ‚

Ali Çarman

Yanıyor, kardeşler, ah, yanıyor!

Geliyor, eyvah, o an geliyor:

Şehrimiz tepemize çöküyor,

Ateşler içinde, kül yığınına dönüşüyor.

Savaştan geriye yalnız, kapkara, bomboş duvarlar kalıyor!

Yardım elinizde; yardım sizsiniz!

Yanıyor!

Kanıtlayın yapabileceklerinizi ve gerçekten yapabileceğinizi!

Mordechay Gebirtig

Krakov’lu Yahudi marangoz Mordechaj Gebirtig, önemli direniş şarkıları arasında yer alan ve direnişin olduğu her yerde dillerden düşmeyen bu şarkının sözlerini yazdıktan (1942) iki ay kadar sonra Naziler tarafında katledildi.

Mobilya ustalığının incelikleri yetmemiş olacak ki, yanı sıra asıl olarak insanlığın gönlüne, vicdanına ve yüreğine seslenmeyi tercih etmiş ve ‚bütün Avrupa, bütün insanlık yanıyor‘ diye feryad-ı figan eylemiş.

Ne var ki, toplama kamplarında yükselen her çığlık gibi, bu feryat da çok sonraları duyulabildi. Almanya tarihinin en karanlık, en uğursuz dönemi faşist Hitler’in iktidara getirilmesi ile başladı. Önce bütün muhalif basın yasaklandı, sendikaların kapısına bir bir kilit vuruldu, faşist partinin dışındaki partiler kapatıldı, meydanlarda törenlerle kitaplar ateşe verildi ve komünistler başta olmak üzere faşizme karşı olan herkes katledilerek milyonların ölümüne neden olan büyük yangına doğru hızla yüründü.

‚Kristal gece‘

Büyük tekellerin desteğini arkasına alarak ülkeyi bir uçtan diğer uca kan gölüne çeviren Hitler bir korku imparatorluğu yarattı. 15 Eylül 1935’de Nürnberg’de yapılan Nazi partisi kongresinde gerçek vatandaşların yalnızca damarlarında Alman kanı taşıyanlar olduğuna dair ‚kanı koruma yasası‘ (Blutschutzgestz) çıkarıldı. Böylece ülkede ari ırktan olmayan herkes düşman ilan edildi.

İkinci emperyalist paylaşım savaşı başlayana kadar faşist parti 1500 kanun ve kararname çıkararak iktidarını ‘güvence’ altına aldı.

17 Yaşında genç bir Polonyalı Yahudi olan Herschel Grynszpan’nın 7 Kasım 1938 de Paris’te bir Alman diplomatını vurmasının arkasına sığınan Naziler; 9 Kasım’ı 10 Kasım’a bağlayan gece, her yerde Yahudilere ait ne kadar ev, işyeri ve sinagog varsa hepsini aynı anda ateşe verdiler.

Pogrom (kıyam) gecesinin sonunda 91 Yahudi öldürülmüş, binlercesi ağır yaralanmış, 7500 işyeri yağmalanmış, 177 Sinagog ateşe verilmiş ve Yahudi mezarları dahi tahrip edilmiştir. Berlin’den Viana’ya, Hamburg’dan Stuttgart’a kadar çok sayıda kent barbarların yıkım ve talanına sahne oldu. 30 binden fazla Yahudi ise tutuklanarak toplama kamplarında ölüme gönderildi.

Bir daha asla

9 Kasım 1938 Yahudi soykırımı başlangıcının üzerinde 80 yıl geçti. Ancak, acısı ve yarası insanlık var oldukça hep taze kalacak.

Uzun yıllardır Almanya’da antifaşistler ve demokratik kurumlarca her 9 Kasım akşam saatlerinde anma etkinlikleri düzenlenmekte. Direniş anıtları, Nazilerce yakılan sinagogların önünde buluşulup insanlığın aynı acıyı bir daha yaşamaması için konuşmalar yapmakta. Yaşlılar, kadınlar, gençler ve çocuklar gözlerinde dökülen acının gözyaşlarını saklamadan ellerindeki kırmızı karanfilleri incitmeden anıtlara bırakmaktalar.

Faşizm tehlikesi devam ediyor

Dünya halkları 8 Mayıs 1945’de faşizme karşı büyük bir zafer kazanmış olsalar da faşizm tehlike olarak varlığını sürdürüyor. Zira faşizmin yeşerdiği zemin olan sömürü sistemi devam ediyor. Faşizmi en ağır bilançoyla yaşamış olan Almanya’da AfD gibi ırkçı bir partinin güçlenmeye başlanması hafife alınacak bir tehlike olarak görülmemeli. Ha keza bir çok Avrupa ülkesinde ırkçı partilerin el üstünde tutuluyor olmaları aslında yaklaşmakta olan bir tehlikenin habercileridir.

Bunun için faşizme ve ırkçı partilere karşı mücadelede işçilerin-emekçilerin birliği ve mücadelesi yaşamsal önem taşıyor. Bu nedenle bu yılki 9 Kasım anmaları kapsamında yapılacak etkinliklere daha güçlü katılmak gerekiyor.