Berlin-Paris hattında gerilim yükseliyor

Yücel ÖZDEMİR

Fransa’da geçtiğimiz pazar günü Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşının bitmesi dolayısıyla Paris’te düzenlenen törenden kameralara yansıyanlara baktığımızda, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasından adeta su sızmıyordu. Görüntüye bakarsanız Almanya ve Fransa dünyaya karşı yekvücut olmuş, aralarındaki çelişkiler sıfırlanmış… Ne var ki günümüzde her emperyalist devletin kendi çıkarlarını, pazar alanını genişletmek için diğerlerini kendisine yedekleme planı, Almanya ve Fransa arasındaki ilişkilerde de geçerli.
Uzun bir süre Almanya’ya karşı rekabette fazla bir varlık gösteremeyen Fransa, deyim yerindeyse Macron’un seçilmesiyle daha atak bir politika izleyerek dengeyi sağlamanın çabası içerisinde. Bunda kısmen başarılı olduğu söylenebilir.

BİRLEŞMEDE DERİNLEŞMEYE HIZ KAZANDIRMAK İSTİYOR
Macron’un geçen yıl Sorbonne Üniversitesi’nde Avrupa Birliği’nin (AB) geleceği için çizdiği rota, dönüm noktası özelliği taşıyor. AB’nin en kısa zamanda operasyonlara katılabilecek güçte kendi ordusunu kurmasını her fırsatta dile getiren Macron, AB’de bütçe disiplini, ortak vergi politikası gibi konularda ise zaman geçirmeden derinleşme yönünde adımlar atılmasını istemişti. Bütün söylediklerini daha sonra Almanya’nın Meseberg kasabasında yapılan Alman-Fransız Hükümetlerarası Görüşme’de de karar altına da aldırmıştı.Böylece, Macron’un AB’nin geleceğine dair çizdiği gelecek vizyonu bir Alman-Fransız planına dönüşmüştü. Alınan kararlar arasında özellikle ekonomik ve para birliğinin derinleştirilmesi ve AB dışındaki dijital tekellerden vergi alınması dikkat çekiyor.

İLERLEME SAĞLANMAMASINA TEPKİ
Alman basınında yazılanlara bakılırsa, bu iki nokta konusunda Almanya’nın işleri ağırdan alması Fransa’yı çileden çıkarmışa benziyor. Fransa Maliye Bakanı Bruno La Marie, kararların hayata geçirilmesi için fazla zamanlarının olmadığını söyleyerek, Almanya’yı verdiği sözleri yerine getirmeye çağırdı ve ekledi: “Aksi halde aramızla büyük bir güven bunalımı çıkacak.” Özellikle her iki konunun Aralık ayında yapılacak AB Zirvesi’ne karara bağlanmasını isteyen Fransa’nın bu talebine Almanya’dan başlayarak pek çok ülkeden direnç gösteriyor. Zira hepsi de AB’nin değil, kendi çıkarlarını düşündükleri için böyle davranıyorlar. Dahası AB Komisyonu da daha önce aldığı bir kararda; AB’de faaliyet yürüten uluslararası dijital tekellerden “AB Vergisi” karara bağlanırken Almanya, Hollanda, İrlanda, Danimarka gibi ülkeler ayak sürmeye devam ediyor. Dijital tekellerden kastedilen ise ABD tekelleri Google, Amazon, Apple, Facebook…
Süddeutsche Zeitung’da yer alan habere göre, her yıl AB pazarında 750 milyon avroluk ciro yapan bu şirketler sadece yüzde 3 vergi ödüyorlar. Dolayısıyla AB pazarından elde ettikleri kârı hortum gibi çekip ABD’ye götürüyorlar.
İrlanda, Hollanda ve Danimarka, bu tekellerin bir kısmının Avrupa’daki merkezi kendi ülkelerinde olduğu için durumdan memnunlar. Söz konusu yüzde 3’lük vergiyi bu ülkeler alıyor. Özellikle İrlanda ve Hollanda’nın AB’nin “vergi cenneti” olduğu biliniyor.

ALMANYA, ABD’NİN TEPKİSİNDEN ENDİŞE EDİYOR
Almanya ise ABD’li dijital tekellerde alınan vergilerin yükseltilmesine, Trump’un tepkisinin sert olacağını, karşı hamle olarak AB’den ABD’ye satılan mallardan daha fazla vergi alabileceğinden endişe ediyor. Özellikle otomobil için gümrük vergilerinin artırılmasından… ABD’nin karşı hamlesinden endişe eden Almanya şimdilik Fransa’nın ısrarına karşı çıkıp, kararın OEDC ülkeleri tarafından alınması gerektiğini savunuyor. Bunun için de 2020 yılının sonu kadar sabredilmesini istiyor. Dolayısıyla tek başına AB’nin dijital tekellerden daha fazla vergi alınmasının önünde engel olmuş durumda.
Olup bitenlerden diğer ülkelere nazaran daha az yararlanan Fransa ise bu durumun düzeltilmesi için kısa sürede ABD’li dijital tekellerden daha fazla vergi alınmasını istiyor. Daha önce bu vaadini yüksek sesle ifade eden Macron, önümüzdeki Mayıs ayında yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde hayata geçirmek istiyor. Bunun üzerinden de partisinin oylarını artırmayı planlıyor. Her ülkenin derdi ayrı ve her lider kendi ülkesinin çıkarlarına bakarak hareket ediyor. Her ne kadar verginin AB adına alınması isteniyorsa da aslolan ülkelerin çıkarı…