Hartz 4’e makyaj aranıyor

Hartz yasalarının baş uygulayıcısı SPD, uğradığı oy ve güven kaybının önüne geçmek için 15 yıl sonra uygulamada reform yapılmasını gündeme getirdi. Yeşiller de benzer bir öneride bulundu. Hartz Yasalarının altında imzası olan iki partinin geri adım mahiyetindeki önerilerinin arkasında politika değişikliğinden çok kaybedilen oyları ve güveni kazanmak var. Ancak siyasi koşullar bunun zor olduğunu gösteriyor.

SPD-Yeşiller koalisyon hükümeti tarafından Mart 2003’te yürürlüğü konulan “Ajanda 2010”, Almanya’da çalışma yaşamında kazanılmış sosyal hakların yok edilmesi açısından adeta bir dönüm noktası olma özelliği taşıyor.

Düşük ücretli işleri, kiralık ve taşeron işçiliği normalleştiren, şirketlere büyük olanaklar sunan düzenlemelerin önemli bir bölümü ‚Hartz yasaları‘ adı altında toplanmıştı. Bunlardan Hartz 4 ise, yıllarca işsizlik sigortasına pirim ödeyen işçilere, işsiz kaldıktan ve bir yıl işsizlik parası aldıktan sonra, yardıma muhtaç olmayı zorunlu hale getiriyor. Bununla da kalmayıp, çalıştığı yıllardaki birikimini harcadıktan sonra yardım almaya başlaması dayatılıyordu. Hatta ev sahibi olanların evlerini satıp parasını harcadıktan sonra yardım alabilecekleri önerilmişti. Ancak, gelen tepkiler üzerine bu geri alınmıştı. Ayrıca, Hartz 4 yardımı almaya başlandığında çalışma ajansı tarafından önerilen işi geçerli nedenlerle kabul etmeyenlerin yardımlarının kesilmesi de karara bağlanmıştı.

Kazanılmış sosyal halkların budanmasında önemli bir dönemeç olan Ajanda 2010’a karşı Almanya genelinde haftalarca, yüz binlerin katıldığı Pazartesi Gösterileri düzenlendi. Zira daha o zaman bu yasaların ülkede çalışan işçiler üzerinde işverenlerin büyük baskısına yol açacağı, işsizleri yoksulluğun pençesine atacağı biliniyordu. Bu nedenle de tepkiler tahmin edilenden yüksek oldu.

O dönemin hükümet partileri SPD ve Yeşiller, yoğun tepkilere rağmen geri adım atmaya yanaşmadı. Dönemin başbakanı Gerhard Schröder, hem toplumsal hareketi hem de parti içindeki muhalefeti bastırmak için var gücüyle çalıştı. Yükselen tepkilerden SPD’nin daha fazla zarar görmemesi için 2005’de erken seçime gitmek zorunda kaldı ve başbakanlık koltuğu Angela Merkel’e geçti.

ARADAN 15 YIL GEÇTİ, ETKİSİ SARSMAYA DEVAM EDİYOR

Bu 15 yıl içerisinde yaşananlar emekçi sınıflar arasında adeta bir “Hartz travması” yarattı. Çalışanlar işsiz kalmamak, Hartz 4 yardımı almamak için kendilerine dayatılan pek çok haksızlığı sineye çekip çalışmak zorunda bırakıldı. Böylece Almanya “çalışan yoksullar” ülkesine dönüştürüldü. Federal İstatistik Dairesi’nin son verilerine göre ülkede 15,5 insan yoksulluk içerisinde yaşıyor. Bu Avrupa’nın en zengin ülkesinde her beş kişiden birisinin (yüzde 19,5) yoksul olduğu anlamına geliyor. 2 milyondan fazla çocuk bu uygulama sonucunda yoksulluk içerisine yaşıyor. Hartz 4 yardımı almak zorunda kalanların çoğunun bir daha normal çalışma koşullarına dönmesi mümkün olmadı.

SİYASİ SONUÇLARINA MAKYAJLA ÇARE ARANIYOR

Emekçi sınıflar üzerinde sonuçları sarsıcı olan Ajanda 2010’in siyasetteki yansıması ise özellikle SPD açısından deprem etkisi yarattı. Kendisini sermayeye siper eden SPD, son 20 yıl içerisinde yüzde 20 (Yaklaşık 10 milyon) oy kaybına uğradı. Son kamuoyu yoklamalarına bakılırsa kayıp yüzde 25’e kadar çıkmış görünüyor. Küçük ortak Yeşiller, gölgede kaldığı için bundan pek fazla etkilenmedi.

15 yıl önce Hartz yasalarını tavizsiz şekilde savunan SPD gelinen aşamada, bu yasalar konusundaki politikasını değiştirmediği sürece yükselişe geçmeyeceğini fark etmiş durumda. Hessen ve Bavyera eyaletlerinde yüzde 10’ar oy kaybetmesinden sonra SPD Genel Başkanı Andrea Nahles, Hartz 4 yardımının değiştirilmesi gerektiği yönünde mesaj verdi. Frankfurter Allgemeinen Zeitung’a bir makale yazan Nahles, Hartz 4’ün değiştirilerek yerine “Bürgergeld” (Vatandaşlık Parası) getirilmesi gerektiğini, işsizlere yönelik yaptırımların da yumuşatılması önerdi. Seçim yenilgilerinden sonra Berlin’de düzenlenen SPD “Politik Kampı”nda da benzer öneriler sunuldu ve bunların 2019 yılının sonuna kadar somutlaştırılması karara bağlandı. Bu demektir ki, halkın yaşadığı yoksulluğa göre değil seçime yönelik plan yapan SPD, makyaj önerileriyle yeniden “sosyal demokrat” bir parti olduğunu hatırlatıp oy almanın derdinde. Daha önce Çalışma ve Sosyal Bakanı olan Nahles’in görev süresince hiç bir adım atmaması bu konuda samimi olmadığını gösteriyor. Keza şimdiki Çalışma Bakanı da bir başka SPD’li Hubertus Heil…

Benzer bir “makyaj” arayışı Yeşiller cephesinde de var. Eşbaşkanı Robert Habeck de hazırladığı taslakta, Hartz 4’ün değiştirilmesini, yerine “Temel Güvence Parası”nı önerdi ve işsizler üzerindeki baskıların hafifletilmesini, meslek eğitim programlarının genişletilmesini gündeme getirdi. Dolayısıyla, her iki parti de 15 yıl önce halka “büyük reform” diye sunulan düzenlemelerin arkasında durmayı tercih etmiyor. Durdukça oy ve güven kaybedeceklerini çok iyi biliyorlar.

Onların ”eseri”ne şimdi CDU/CSU ve FDP sıkıca sarılmış durumda. Reform önerilerine en sert tepkiyi Federal Ekonomi Bakanı Peter Altmaier gösterdi. Die Welt gazetesine konuşan Altmaier, “Hartz 4’ü kaldıramayız. Yapılan reformlar işsizliğin düşmesini sağladı. Öneriler hayat bulursa ülkemiz bundan zarar görecek” diyerek karşı çıktı. CDU genel başkanlığına adam oyan Annegrete Kramp-Karenbauer de değişiklik önerilerine kesin olarak karşı olduğunu söyledi.

Görünen o ki, SPD ve Yeşiller oy ve güven kaygısıyla “eserlerine” sahip çıkmaya cesaret etmez iken, CDU başta olmak üzere bütün sermaye örgütleri uygulamanın olduğu gibi devam etmesinde ısrarcı olacaklar. Bu nedenle ülkede artan yoksulluk, güvencesiz işler, kiralık işçilik gibi temel sorunlar önümüzdeki dönem de Almanya’nın en önemli soruları olmaya devam edecek.

Yoksulluğa ve işsizliğe karşı insanca bir yaşam seçeneğini daha fazla dile getirmek bugün her zamankinden çok daha büyük önem kazanmış durumda. Önümüzdeki dönem partilerin kaderini de asıl olarak bu temel soruna yaklaşımları belirleyecek. (YH)


Yaptırımlar yoksulluğa derinleştiriyor

Hartz 4 Yasasına göre, Jobcenter (İş Bulma Kurumu) tarafından gösterilen bir işi, çok ciddi gerekçesi olmadan kabul etmeyenlere verilen yardım ya tamamen ya da kısmen kesiliyor. Çalışma Dairesi’nin son verilerine göre Ağustos 2017-Temmuz 2018 arasında toplam 924 bin kez 410 bin 500 işsizin yardımı kesildi. Bu da Hartz IV yardımı alanların yüzde 10’una denk geliyor.

Kesilen yardımların aylık ortalama miktarı ise 110 Euro. Bu da verilen yardımın neredeyse yüzde 30’una denk geliyor.

Yardımı kesilenler adeta açlıkla kalarak gösterilen işi kabul etmeye mecbur bırakılıyor. Resmi kayıtlara göre yardımı kesilenlerin üçte birini göçmen kökenliler oluşturuyor.

Çalışma Dairesi’nin verilerine göre Almanya’da 4,1 milyon yetişkin ve 1,9 milyon çocuk Hartz 4 yardımıyla yaşıyor. Ailelere, kirada içinde olmak üzere ortalama 1514 Euro yardım veriliyor. Bunun 490 Euro’su kira olarak sayılıyor. Ancak özellikle büyük kentlerde bu kiraya ev bulmak mümkün değil. Şu anda bir işi olan milyonlarca işçi ise bu ağır yoksulluk koşullarına düşmemek için düşük ücretli, güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Tablo bir makyajın büyük yaranın kapanmasına yeterli olmayacağını net olarak gösteriyor. (YH)