Türkiye – Almanya arası dayanışma ağı örülüyor

Türkiye’den Almanya’ya davet edilen bir grup sendikacı yüzlerce sendikacı ve mücadeleci işçi ile buluştu. DİDF tarafından Almanya’ya davet edilen delegasyon 17 şehirde özel görüşmeler, geniş katılımlı toplantılar ve fabrika ziyaretlerinde bulundu. Türkiye’deki sendikal hareketin durumu, siyasi ortam ve mücadele hakkında bilgi ve veren delegasyon diğer tarafta “dayanışma tek taraflı olmaz” diyerek Almanya’daki sendikal hareketin durumu, ülkedeki siyasi ortam ve mücadele hakkında bilgi aldı. Buluşmalara katılan sendikacılar iki ülke arasında bir dayanışma ağının kurulması yönünde ilk adımı attılar.

SERDAR DERVENTLİ

Flormar, Tariş, İstanbul 3. Havaalanı inşaatı ve CPS işçilerinin mücadeleleri başta olmak üzere Türkiye’de devam eden işçi direnişleri Almanya’daki sendikacıların gündemine taşındı. Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu DİDF’in daveti üzerine 25 Kasım – 1 Aralık günleri arasında Almanya’ya gelen sekiz kişilik bir delegasyon 17 şehirde elliye yakın görüşmede yüzlerce sendikacı ve mücadeleci işçiyle buluştu.

Daha fazla sendikacıyla buluşmak ve daha verimli görüşmeler yapabilmek için iki gruba bölünen delegasyon Kuzey Almanya’da Köln, Duisburg, Düsseldorf, Krefeld, Essen, Hamburg ve Berlin’de temaslarda bulunurken ikinci grup ise Güney Almanya’nın Frankfurt, Darmstadt, Hanau, Marburg, Gießen, Stuttgart, Geislingen, Ulm, Münih ve Kassel şehirlerinde sendikacılarla bir araya geldi.

FABRİKA ZİYARETİNDEN SENDİKA GENEL MERKEZİNE KADAR…

Delegasyon gittiği tüm şehirlerde DGB, IG Metall, Ver.di, IG BAU, GEW, NGG, IG BCE şube, bölge, eyalet ve genel merkez yöneticileriyle özel görüşmeler yaptı. Bu toplantılarda olduğu gibi diğer tüm görüşmelerde Türkiye’de sendikal mücadelenin önündeki değişik engeller ve baskılar hakkında bilgi veren sendikacılar tüm bu engelleme ve baskılara karşın mücadelenin de devam ettiğini değişik örnekleriyle ortaya koydular.

Ford Köln, Mercedes Sindelfingen, VW Kassel ve WMF Geislingen’de fabrikaları ziyaret eden delegasyon buralarda sendika temsilcilerinin ve işyeri işçi temsilciliklerinin (BR) toplantılarına katıldılar.

Ford Köln’de 500’den fazla sendika temsilcisinin katıldığı toplantıya katılan delegasyon, sendika temsilcilerine Türkiye’deki metal işçilerinin durumu ve mücadeleleri hakkında bilgi verdiler. Mercedes’te BR temsilcisiyle yapılan özel görüşme sonrası araçların montaj edildiği bölümler gezildi.

WMF’de ise İşyeri Temsilciliği’nin olağan toplantısına katılan Türkiyeli sendikacılar burada da çok sıcak karşılandılar. Yarım saat olarak planlanan görüşme Alman temsilcilerin soruları üzerine iki saati aştı. Ardından üretim tesisleri gezilirken burada da işçilerle kısa sohbetler yapma olanağı bulan Türkiyeli sendikacılar, işçilere çalışma koşulları hakkında sorular yönelttiler.

İŞÇİ HAKLARI İNSAN HAKLARIDIR

İnşaat İşçileri Sendikası IG BAU Yönetim Kurulu toplantısına katılan delegasyon burada Türkiye’deki genel olarak hak ihlalleri ve gasplarının yanı sıra İstanbul’da devam eden 3. Havalimanı inşaatında yaşananları da gündeme getirdi. İstanbul’daki inşaat işçilerinin en sıradan denebilecek üç ana talep etrafında (yatakhanelerin haşerattan temizlenmesi, yemeklerin kurtlu olmaması ve ücretlerin zamanında ödenmesi) mücadele ettiklerini ancak devletin kolluk güçlerinin buna şiddetle saldırdığını ve yüzlerce işçiyi tutukladıklarını anlattılar. Sendikacılar, Dev Yapı İş Genel Başkanı Özgür Karabulut’un da aralarında bulunduğu 30 işçinin tutukluluğunun devam ettiği ve mahkemelerinin 5 Aralık günü başlayacağını da IG BAU yöneticilerine aktardılar.

Görüşmede Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip etmeye çalıştıklarını söyleyen IG BAU Genel Başkanı Robert Feiger, “Zaman ayırıp sendikamızı ziyaret etmeniz ve bizi birinci elden bilgilendirmeniz bizim için çok anlamlı. Sizlerin dik duruşu, baş eğmez tutumu örnek oluyor” dedi. “Bizim için işçi hakları insan haklarıdır. Bu haklar nerede ve kimin tarafından çiğnenirse işçi hareketinin uluslararası alanda örgütlü tepkisini çeker” “diye konuşmasını sürdüren Feiger, “Türkiye’deki iş kazaları, iş cinayetleri akıl almaz bir düzeyde. Alman tekellerinin de finansmanında yer aldığı şantiyelerde bu tür çalışma ortamı kabul edilebilir değil” dedi.

Robert Feiger ve diğer YK üyelerini Türkiye’ye davet eden Türkiyeli sendikacılar, “bu olayları ve gelişmeleri yerinden görmenizi istiyoruz. Türkiye’de 7 binden fazla Alman şirketi değişik alanlarda aktifler bu da Alman sendikalarını da farklı bir sorumluluk üstlenmelerini gerektiriyor” dediler.

SENDİKAL MÜCADELE VERENLERİ AĞIRLAMAK DAHA BÜYÜK ONUR“

Essen ve Krefeld`de ise Türkiyeli sendikacılar, DGB başkanı ve üye sendikacıların temsilcileriyle bir araya geldiler. Essen DGB Başkanı Dieter Hillebrand delegasyon üyelerine ve DİDF’e yaptığı teşekkür konuşmasında, “her ülkede işçi ve emekçilerin koşulları farklı olsa da, sorunların temeli aynıdır. Bunun için işçilerin ve sendikaların asla karşı karşıya gelmemesi gerekiyor. Bu tür buluşmalarla dayanışmanın ve ortak çalışmanın olanaklarını geliştirmek için elimizden geleni yapacağız” dedi.

Krefeld`de delegasyon üyeleri belediye meclisinde Belediye başkanı tarafından karşılandı. Belediye binasının özel misafirlerin karşılandığı “Historischen Saal”deki görüşmede, Krefeld DGB Başkanı, Ver.di, IG Metall, IG BCE ve IG BAU sendikalarının temsilcileri de hazır bulundu.

Krefeld Belediye Başkanı, Gisela Klaer, delegasyon üyelerine yönelik yaptığı konuşmada, “Sizleri bu salonda ağırlamaktan çok mutluyuz. Onurlu bir sorun için ve çok ağır koşullarda mücadele ettiğinizi biliyoruz. Sendikal haklar için mücadele demokrasi için mücadeledir” dedi. Klaer, sendikacıların mücadelesinin her zaman yanında olduğunu sözlerine ekleyerek konuşmasına son verdi.

Delegasyon adına belediye başkanına teşekkür eden Gıda İş Genel Başkanı Seyit Aslan, iki ülkenin hükümetleri ve sermayesi arasındaki dayanışmaya dikkat çekerek, bu görüşmeler aynı zamanda halklar arasında dayanışmayı güçlendirecektir dedi.

CESARETİNİZE SAYGI, SİZİNLE GURUR DUYUYORUZ

Güney Almanya’daki önemli duraklardan biri de Birleşik Hizmet Sendikası Ver.di’nin Baden Württemberg eyaletindeki yerel yönetimlerdeki çalışmalarını değerlendirdiği konferanstı. 120 delegenin katıldığı konferansta delegasyon adına konuşan Tüm Bel Sen yöneticisi Satı Buruncu, Türkiye’deki siyasal ortama ve sendikal örgütlenmenin karşı karşıya olduğu engellere dikkat çekti.

Konuşmasında, Türkiye’deki belediye emekçilerinin içinde bulundukları durumu, KHK’larla kamuda gerekçeleşen kitlesel işten atmaları ve bunun işçi ve emekçiler açısından hangi sonuçlara yol açtığını söyleyen Buruncu, bunun yanı sıra Flormar işçisi kadın emekçilerin, 3. Havalimanı inşaatındaki işçilerin, Tariş’deki işçilerin taleplerini de dile getirdi.

İşçi ve emekçilerin ister kamu ister özel sektörde olsun özünde ortak bir mücadele verdiklerini söyleyen Buruncu, “Bu tüm dünyadaki işçiler ve emekçiler için de geçerlidir, bu nedenle de uluslararası dayanışma hepimizin ortak mücadelesinde son derece önemlidir” dedi.

Ver.di adına yapılan teşekkür konuşmasında, “Zor şartlarda verdiğiniz mücadelede ortaya koyduğunuz cesaretinize saygı ve sizin gibi sendikacı dostlarımızın olduğu için de gurur duyuyoruz” denildi.

GAZETELER VE GAZETECİLER SENDİKASI ZİYARET EDİLDİ

Berlin de TAZ,ND ve Junge Welt gazetelerini ziyaret eden delegasyon üyeleri, Ver.di sendikasına bağlı Alman Gazeteciler Birliği DJU Genel Sekreteri Cornelia Berger ile Ver.di merkezinde bir araya geldi. Bu görüşmede Berger, basın özgürlüğü ve gazetecilerin koşullarının düzeltilmesi için, Türkiyeli sendikalarla çok olumlu bir çalışmanın olduğunu, ancak bunun genişletilmesinin, esas sendikacıların bir ağ içerisinde görüş alışverişinde bulunmasının, basın özgürlüğü mücadelesine de önemli katkılar sunacağını belirterek, bu girişimi verdi içerisinde yaygınlaştırmaya çalışacağını belirtti.


CPS PATRONLARININ TUTUMU GÜNDEMDE!

Kassel’deki Volkswagen tesislerini de gezen delegasyon burada ise CPS patronunun sendikal örgütlenmeye karşı tutumu hakkında bilgi verdi. Deri-Teks İzmir Şube Başkanı ve Genel Merkez yöneticisi Makum Alagöz, sendikasının CPS ile ilgili hazırladığı bir raporu VW’deki temsilciliğe iletti. Aralarında VW’nin de bulunduğu değişik Alman otomobil firmaları için üzerim yapan CPS’in İstanbul’da sendikal örgütlenmenin olduğu fabrikada devam eden üretimi İzmir’e, sendikal örgütlenmenin olmadığı bir fabrikaya taşıma planlarını içeren raporu alan Alman sendika temsilcisi, “bunu tekelin denetleme kuruluna kadar taşıyacağız. Sendikal örgütlenmeye karşı alınan tavır nerede olursa olsun kendimize karşı alınmış bir tavır olarak değerlendiriyoruz” dedi.


BİNLERCE ALMAN ŞİRKET VE MİLYONLARCA İŞÇİ…

Bugün Türkiye’de binlerce Alman şirket aktif faaliyet yürütüyor. Spiegeonline’de yer alan bir haberde (15.08.2018) 7 bin 200 Alman şirketinin Türkiye’de aktif olduğu ve 13 milyar Euro yatırım yapıldığı belirtilirken, “Türkiye’ye daha fazla yatırım yapan başka bir ülke yok” deniliyor.

Deutsche Bank, Daimler, Deutsche Post/DHL, Bosch, Bosch Siemens Hausgeräte, Mahle, Hugo Boss, Axel Springer Verlag, Allianz, EON, Fraport, Lufthansa, BASF, Bayer, Henkel, MAN, Mannesmann ve HeidelbergCement bunlardan en ünlüleri. Bu birkaç isimden de görüldüğü gibi Alman şirketleri neredeyse a’dan z’ye kadar Türkiye’nin bütün iş kollarında aktifler. Almanya’da da Türkiye menşeli firmalar aktifler. Bunun yanı sıra iki ülke arasında ticaretin hacmi 30 milyar Euro’yu aşmış durumda.

Diğer yanda ise 1960’lı yıllardan bu yana Türkiye’den Almanya’ya yönelik hiç durmayan bir işgücü göçü var. Şuan Almanya’da Türkiye’nin dört bir köşesinden milyonlarca işçi ve emekçi yaşıyor. Bir süre sonra Almanya’da, Türkiye kökenli dördüncü kuşak göçmenlerde çalışma yaşamına atılacak.


Dayanışma güçlendirir!

MAHİR ŞAHİN

Türkiyeli sendikacılar delegasyonuyla düzenlenen toplantılara katılma ve organize etme şansına sahip oldum. Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu’nun (DIDF) davetiyle DİSK, Türk-İş ve KESK’e ait sendikalarda yöentici veya görevli olarak çalışan 8 sendikacı Türkiye’deki zor koşulları anlatmak için Almanya’ya geldiler. Dört sendikacı Kuzey Ren Vestfalya, Hamburg ve Berlin’de, diğer dördü de Hessen, Baden Württemberg ve Bavyera’da görüşmeler yaptılar.

Sendikacı arkadaşlarımızın işçiler ve sendikal hareket için kararlı ve cesur şekilde çaba harcamaları ve saldırılara karşı çıkmaları çok etkileyiciydi. Sendikaların önüne birçok engel çıkarılıyor. Bunlardan biri herhangi bir işletmede faaliyet sürdürebilmek için işçilerin yüzde 50’sini örgütlemek ve devlet kayıtlarına geçirtmenin zorunlu olması. Ancak bu şekilde sendika işletme tarafından kabul edilme olanağına sahip. Delegasyonun toplantılarında sık sık sorulan sorulardan biri sendikal örgütlerin birliği oldu. Delegasyona mensup olan sendikacılar sendikal birlikten yanalar ve en azından bazı yerlerde krizin etkilerine karşı ortak mücadeleyi örgütlemek için çaba harcıyorlar.

Alman-Türk sendikal ilişkilerinde işletmeler içinde işçiler arasında da ortak çalışma ve dayanışmayı güçlendirmek, karşılıklı olarak işyeri mücadelelerinden öğrenmek amaçlanıyor.

Tutuklu bulunan Türkiye İnşaat İşçileri Sendikası Başkanı Özgür Karabulut’un mahkemesiyle ilgili olarak pratikte dayanışma gösterilecek ve devlete yönelik protesto mesajları gönderilecek. Ayrıca delegasyon Almanya’dan sendikacıları işçi mücadelelerini yerinde görüp anlaması için Türkiye’ye davet etti. Yıllar önce DIDF tarafından yaşama geçirilen sendikacılar ağını devam ettirme göreviyle karşı karşıyayız. Çünkü güçlü bir işçi hareketi Almanya’daki işçi hareketini de güçlendirecektir. Alman firmalarının Türkiye’deki işletmelerindeki iyi çalışma koşulları Almanya’da da iyi çalışma koşullarını sağlayacaktır. Bu nedenle hep birlikte harekete geçelim, karşılıklı destek ve dayanışmaya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var!

IG BAU sendikası sekreteri ve DIDF merkez yönetim kurulu üyesi